14 Kasım 2010 Pazar

kitap yazma istegi

Filmler izlemekteyim kitap yazma isteğimi daha da tetikleyen filmler. Bu .txt formatındaki yazılardan, -daha da güzeli- daktilo çıktılarından sayfalarca olsun elimde. Kalın bir tomara benim elimden çıkmış olduklarını bilmenin heyecanıyla sarılayım. Üreteyim ve altına imzamı atabileyim.
Ama ne yazmalıyım hiç bilmiyorum. "romance" denilen türde bir şey yazmayı denedim, hayattaki tecrübesizliğim tıkadı yolumu. Çoktan bitirmiş olduğum bir şey; yani lise hayatı hakkında yazmayı denedim. (El yazısıyla) 70 sayfa taslağım duruyor, devam etmeye gerek görmüyorum. Çünkü tamamen saçmalık. Çünkü televizyonu açsan her dizide karşına çıkacak, benzeri olayların farklı isimlerdeki karakterlere yüklenmiş hali. Onun altında Mina ya da X yazıyor olması bir şeyi değiştirmeyecek. Benden bir iz yok yazılarda. Hayal gücüm adı altındaki de oradan buradan toplanmış fotograf kareleri, izlediklerim, okuduklarım toplamı.
Montaigne'in "Denemeler"ini baş ucu kitabım yapmak istiyorum, deneme yazarı olmak istiyorum, ama hiçbir zaman onu sindirerek okuyacak kadar açık bir zihne sahip olduğumu düşünemiyorum ve erteliyorum durmadan. En realist olan yaklaşımım ise, adaşım Mina Urgan'ın "Bir Dinozorun Anıları" kitabının benzeri bir yazı kaleme almak olurdu, çünkü sadece kendimden ve düşüncelerimden bahsedebiliyorum yazarken. Aslında herkesin bunu yaptığına inanıyorum; ama ben henüz bunu başkasının dilinden anlatmayı ve diğer fikirlerimle kaynaştırmayı, daha da önemlisi bütün fikirlerimi sınıflara ayırıp bir kaç karakter yaratmayı öğrenmedim. Evet, benim fikirlerimden onlarca karakter çıkabilir, şu andaki dağınıklığıyla bile çıkabilir hem de. İşlenmesine çok da gerek yok.
Ne yazmalı bilmiyorum, bu büyük bir husus. Ama bütün enerjimi saatlerimi bir yazı işine verip, ortaya okunmaya değer bir şey çıkarmayı çok isterim. 50 kişi okuduğunda saçmalık olduğunu düşünsün; ama 51. kişi kendinden bir şeyler bulabiliyorsa orada bu iyi; ama 51. kişi okuyup hayatında değişikliğe gidebiliyorsa bu mükemmel; ama 51. kişi yazdıklarımla aydınlanabiliyorsa işte bu her şeye değer.
Sanırım editöre ihtiyacım olur her şeyden önce. Çünkü düşüncelerimin hiç durmayan akışı içinde bir durup, onları cümlelere dökmeye çalışmak yeterince zor zaten. Ve bir de bu cümlelerin olabilecek en anlamlı ve yerinde kelimelerden oluşuyor olması gerekliliği, tamamen bir fren mekanizması.
Yine de kitap yazmak istiyorum. bütün o mühendislik safsatasını beynimin sağ lobunda bırakarak hem de. Solu yazmak istiyorum, içimdeki solu, akılcı değil yaratıcı ve sınır konulamayan gerçekliği.
İçimde felsefe, sanat ve edebiyata dair ne varsa bütünleşip kağıtlara dökülsün. Onları karşımda görmek istiyorum.