öğlen 2'de uyanarak başladığım kültür gününü çok yorgun noktaladım. "Düz mühendis" olmayalım dedik, kültürel bir şeyler yapalım dedik. öldük. ben öldüm. kültürden önce bilinç günü yapmalıydım sanırım, tek öğünde çılgıncasına fast-food ve tatlı yemek beni bitirdi. midem, gözlerim ve beynim aynı anda çığlık atıyorlar.
en başa dönersek, on kere saati ertelemenin sonunda, 2'de uyanarak günün kötü gideceğini garantiledim çünkü kahve içecek zamanım yoktu. koşturmaya ve her sabancı müzesine gittiğimde yağan yağmura rağmen kendimi dinç hissediyordum, heyecanlıydım sergi için. hayal kırıklığına uğradım! Monet sergisine gittik. hepimizi empresyonist yetiştirmişler!!! adam kendi başına bir akım başlatmış, çok değerli, milyonlarca insanı etkileyen resimler yapmış; ama benim takdirimi kazanamadı. adamın bilinçaltısal gördüğü çalışmayı biz resim öğretmenlerimizden görmüşüz, rastgele bir kaç çizgiyle yaprak deseni vermeyi, karalamaların arasında çiçek resimleri çıkarmayı hep denemişiz. adamı takdir ettiğim tek konu bunu ilk yapması oldu. yani herkesin gördüğünü çizdiği dönemde ben bilinçaltısal çalışacağım, ışıklarla uğraşacağım demek anlamlı. ama adam öyle anlamlı değil. tam bir keyif adamı. almış tuvali gitmiş, manzara resimleri yapmış, 10 sene uğraşıp nilüferler yetiştirmiş sonra onları çizmiş, ne denir ki şimdi. bilemiyorum. sürrealizm beni daha çok tatmin etmişti, empresyonizm otur 0!
müzeden taksime geçip bahsi geçen düşüncesiz yemek yemek yemek yemekten sonra kültür gününün ikinci basamağı olan tiyatroya geçtik, ben kendimi doğa ve çiçek resimlerinden koparıp insan ilişkilerine hazırladım, çünkü izleyeceğimiz oyun kadın-erkek ilişkisi hakkında iki kişilik bir oyundu. derinlemesine ilişki analizi beklerken, 2 saat süren bir ayrılık sahnesiyle günün ikinci hayal kırıklığını yaşamış oldum. zaten oyun boyunca saatime baktığım da farkedilmiş. üçüncü ve en büyük hayal kırıklığım, hatta bu kelime yetmez, öfkem ise izleyiciyeydi. oyunun bir kısmında karakterler sarhoştular ve adam kadınla zorla birlikte olmaya çalışıyordu, yerlere yatırdı ve bu sırada geçen dialoglara çoğunluğu kadın olan bütün seyirci, kahkaha attı. adamın hakaretleri ve kadına uyguladığı baskı yine kahkahayla karşılandı. hele bütün aşağılamalara gülen bir kadın vardı ki, benim de içimden ona şiddet uygulamak geçmedi değil.
dönüşte tramvayda kitap da okuyarak kültür gününü noktalamış oldum. yoruculuğuna rağmen, mutlu bir gündü. benim sevgili okurlarım(!) size açık davet, güzel bir oyun bulun, haber verin, gidelim izleyelim. yeni kültür günleri yapalım. ve bu yazıyı da sergideki en sevdiğim monet tablosuyla noktalayalım: http://www.istanbul.com/Files/l/2012/10/8/7233_3934_S2.jpg
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
samuel beckett'in oyun isimli bi oyunu sahneleniyo aralık ayında, o güzel olabilir. biz bilet alacaz arkadaşlarla, istersen sen de katıl.
YanıtlaSilbilet alırken haber ver, oyuna ve zamanına göre katılırım :)
YanıtlaSil