25 Eylül 2011 Pazar
beklerken
blogumu en çok takip eden en çok seven ama en çok yeren insanı beklerken, bir kaç satır yazayım dedim. yeniden yurda döndüm. güneydeyim, manzaram da var ama yurt yurttur! bunca seneden sonra bile evden ayrılıyormuş hissi. bir veda etmişlik... garip duygular basıyor beni okul açılmasının arifesi. dersler başlayacak diyorum, istemiyorum diyorum. mantıksallaştırıyorum, bitiyor ama geçmiyor. buruk yine bir kısmım.
22 Eylül 2011 Perşembe
...hiç söylemiyorsunuz
bir ayı geçmiş yazmayalı
...hiç söylemiyorsunuz
ben çok değişmişim
...hiç söylemiyorsunuz
hayattan elimi eteğimi çekesim gelmiş
...hiç söylemiyorsunuz
eğlenme genimi sökmüşler içimden
...hiç söylemiyorsunuz
müzik dinlemeyi bırakmışım, sonra geri dönmüşüm çaktırmadan,
...hiç söylemiyorsunuz
ben kendimi mutlu zannederken sadece umursamaz olmuşum
...hiç söylemiyorsunuz
dünya daha iyi bir yer olmamış, hiç iyi olmamış
...hiç söylemiyorsunuz
bulutlanmış herkesin gözleri, buğulanmış benim gözlüklerim
...hiç söylemiyorsunuz
ben ben olmaktan çıkmışım, bitmişim, sıkılmışım
...hiç söylemiyorsunuz
peki siz bunların farkında mısınız, nasılsınız ...hiç söylemiyorsunuz.
...hiç söylemiyorsunuz
ben çok değişmişim
...hiç söylemiyorsunuz
hayattan elimi eteğimi çekesim gelmiş
...hiç söylemiyorsunuz
eğlenme genimi sökmüşler içimden
...hiç söylemiyorsunuz
müzik dinlemeyi bırakmışım, sonra geri dönmüşüm çaktırmadan,
...hiç söylemiyorsunuz
ben kendimi mutlu zannederken sadece umursamaz olmuşum
...hiç söylemiyorsunuz
dünya daha iyi bir yer olmamış, hiç iyi olmamış
...hiç söylemiyorsunuz
bulutlanmış herkesin gözleri, buğulanmış benim gözlüklerim
...hiç söylemiyorsunuz
ben ben olmaktan çıkmışım, bitmişim, sıkılmışım
...hiç söylemiyorsunuz
peki siz bunların farkında mısınız, nasılsınız ...hiç söylemiyorsunuz.
11 Ağustos 2011 Perşembe
anlatacak çok şey mi var hiç mi
bilgiyi saklamanın böylesine önemli olduğu bir çağda, boş konuşuyorum. cidden boş konuyorum. gereksiz bilgi veriyorum insanlara. blog yazıyorum boş şeyler üstüne. okuduğunuzda size bir şeyler katacak yazılar yazmak isterdim ama karşılığında bir şeyler beklerdim. amacım eğlenmek ama biraz anlam da katmak isterim.
bugün bir muhabbet esnasında son bir ayda konuştuğumdan çok daha fazla şey konuştum. kafa ütülemeyi de geçtim, karşımdakilerin rahatlıkla kullanabileceği bilgiler veriyorum. istismar olabilecek, ya da hakkımda kötü çıkarımlar yapılabilecek şeyleri herkesin içinde anlatıyorum. bugün bir türlü çenemi tutamadım. uzun zamandır bunalıma girmediğimden olsa gerek, bunun bunalımındayım.
insan nasıl çenesini tutamaz?
bir de bugünkü saçmalıklarımın şöyle bir versiyonu var. cevap veremiyorum. söylenenlere makul cevaplar veremediğim gibi, konuşmak için ağzımı açtığımda en istemediğim şeyleri söylüyorum. acaba nasıl çözeceğim bunu?
sanırım konuşmak için de pratik yapmam gerekecek artık.
bugün bir muhabbet esnasında son bir ayda konuştuğumdan çok daha fazla şey konuştum. kafa ütülemeyi de geçtim, karşımdakilerin rahatlıkla kullanabileceği bilgiler veriyorum. istismar olabilecek, ya da hakkımda kötü çıkarımlar yapılabilecek şeyleri herkesin içinde anlatıyorum. bugün bir türlü çenemi tutamadım. uzun zamandır bunalıma girmediğimden olsa gerek, bunun bunalımındayım.
insan nasıl çenesini tutamaz?
bir de bugünkü saçmalıklarımın şöyle bir versiyonu var. cevap veremiyorum. söylenenlere makul cevaplar veremediğim gibi, konuşmak için ağzımı açtığımda en istemediğim şeyleri söylüyorum. acaba nasıl çözeceğim bunu?
sanırım konuşmak için de pratik yapmam gerekecek artık.
8 Temmuz 2011 Cuma
dibe/yere vuruş
Bu ülkeyi terketmek için en esaslı sebeplerimden olmaya aday: kaldırımlar. Son zamanlarda 2. kere diz üstü yere yapışmak hiç hoş olmadı. Dizimdeki morluklar yeni geçti derken, aynı yerden yeniden yaralandım. Benim çocukluğu yad ediş biçimim biraz farklı evet. Muhtemelen yanımdan geçen adama iyi bir geyik malzemesi çıkardım. "Abi dev gibi kız yürüyordu, sonra birden yere yapıştı, düz yolda!" Kendisinin refleksleri daha iyi olmalıydı. Düştükten sonra tutması çok da anlamlı olmadı tabii.
Sokak ortasında düşmek mi daha saçma, yoksa iyiyim, iyiyim diye gülmeye başlamak mı bilmiyorum. Hoca da diyor ki, etraftaki çocuklara bakıyorum diye düştün değil mi? Tabii hocanın taklitleri sadece iyice krize girmeme sebep oldu. Kendi kendime olay yaratıyorum resmen. Oysa gayet sakin ve makul bir gündü.
Yaz okulundaki derslerin şoku ise yere yapışmaktan bin beter. Hayatımda ilk defa yaz okuluna kaldığım için pişman oldum. Çok değil 3-4 gün sonra beni mahkeme duvarı suratıyla, güneyde görebilirsiniz.
Not: Aydın Abi kantini açtı. Artık rahatça çay içiyorum en azından. Şu dram dolu hayatımın en iyi gelişmesi!
Sokak ortasında düşmek mi daha saçma, yoksa iyiyim, iyiyim diye gülmeye başlamak mı bilmiyorum. Hoca da diyor ki, etraftaki çocuklara bakıyorum diye düştün değil mi? Tabii hocanın taklitleri sadece iyice krize girmeme sebep oldu. Kendi kendime olay yaratıyorum resmen. Oysa gayet sakin ve makul bir gündü.
Yaz okulundaki derslerin şoku ise yere yapışmaktan bin beter. Hayatımda ilk defa yaz okuluna kaldığım için pişman oldum. Çok değil 3-4 gün sonra beni mahkeme duvarı suratıyla, güneyde görebilirsiniz.
Not: Aydın Abi kantini açtı. Artık rahatça çay içiyorum en azından. Şu dram dolu hayatımın en iyi gelişmesi!
Etiketler:
çocukluk,
dibe vurdum,
dizlerim yaralı,
düştüm
3 Temmuz 2011 Pazar
home alone
Yaramazlık yapmak için şartlar olgunlaştı, ben olgunlaşamadım. Yaşlanıp gideceğim. Böyle başlamak istememiştim, neyse. Annemle babamın az evvel memlekete gitmesiyle beraber, kardeşimi saymazsak -ki rahatlıkla saymayabiliriz-, eve hakim oldum. Yaşamımın devamını nasıl sürdüreceğim konusunda kuşkular var. Giderayak aklıma sokulmaya çalışılan yemek tarifleri, buzdolabını doldurmalar, anahtar hatırlatmaları, alarm niyetine her sabah arama vaatleri... Yetmedi tüm bunlar, sen yapmazsan kardeşin halleder oldu. Evet, ben 22 yaşıma gelmedim de 15 yaşındayım. Aslında 14,5. Bu aniden kazanılan özgürlük ortamını nasıl değerlendireceğimi şaşırmış durumdayım. Aklıma yapabileceğim hiçbir şeyin gelmemesi acı verici. Ben gayet uslu başlı, hanımefendi bir kızım demek. Ama tabii beceriksizlik. Annemlerin tatile çıkmasından kendi sosyopsikolojik profilimi çıkardım ama Freudyen açıdan yaklaştığımda çıkacaklardan korkuyorum. Bunu boş bir zamanımda kendi kendime dertlenmek için kullanacağımdan emin olabilirsiniz, buraya yansıtmayacağım.
Hani ben bir zamanlar, çok değil, 2 3 hafta önce ciddi ciddi yazıyordum ya; hani belki özlemişsinizdir diye şimdi çok ciddi bir sorundan bahsedeceğim. ÇAPRAZ ASKI. Evet çapraz askı. Görmeyenler için söylüyorum, geçen sene mayıs ayında denize gideyim dedim. Mayomun çapraz askıları sayesinde tam bir sene sırtımda bir X ile dolaştım. İşaretlenmek, damgalı eşek esprileri yetmedi bana. Besbelli yetmedi, çünkü bugün markete gidip geldiğim 1 saat içerisinde yine sırtım kapkara. Hayır mayoyla gitmedim markete tabii, ama bakın şu tesadüfe, elbisemin askıları yine çapraz. Sırtımdaki yepyeni X'i gördüğüm zaman ne kadar çığlık attığımı görmeliydiniz. Evet ciddiyim, bu konu ciddi, o X ise en ciddi!
Güneş bana kıçıyla gülüyor, işte yaz geldi!
Hani ben bir zamanlar, çok değil, 2 3 hafta önce ciddi ciddi yazıyordum ya; hani belki özlemişsinizdir diye şimdi çok ciddi bir sorundan bahsedeceğim. ÇAPRAZ ASKI. Evet çapraz askı. Görmeyenler için söylüyorum, geçen sene mayıs ayında denize gideyim dedim. Mayomun çapraz askıları sayesinde tam bir sene sırtımda bir X ile dolaştım. İşaretlenmek, damgalı eşek esprileri yetmedi bana. Besbelli yetmedi, çünkü bugün markete gidip geldiğim 1 saat içerisinde yine sırtım kapkara. Hayır mayoyla gitmedim markete tabii, ama bakın şu tesadüfe, elbisemin askıları yine çapraz. Sırtımdaki yepyeni X'i gördüğüm zaman ne kadar çığlık attığımı görmeliydiniz. Evet ciddiyim, bu konu ciddi, o X ise en ciddi!
Güneş bana kıçıyla gülüyor, işte yaz geldi!
29 Haziran 2011 Çarşamba
d-i-y-e-t
Bu kez çok güncel, şu anda hayatımdaki en büyük gelişme olan diyetten bahsedeceğim. Evet, ben diyete başladım! Pazartesi başladım tabii ki, şu anda 3. günü oldu. İnsanlarda sürekli bir motivasyonu düşürme çabası olmasına rağmen en azından bir ayı çıkaracağım görürsünüz. Sonra bana sorun bir ayda kaç kilo verdin diye. Hedefim en az 3.
Ama ne yazık ki, çok saçma bir diyetle karşınızdayım. Sabah kalkar kalkmaz, 2 tane meyve yemek zorundayım. Bütün aralarda da meyve yeyince günlük meyve tüketimim zirve noktasına ulaştı. Ara öğün olarak da, ders aralarında leblebi yemek de ayrı bir olay tabii. Ayrıca buradan Aydın Abiye seslenmek istiyorum, neden kantin kapalı? Bir çay içmek için TB'ye koşturmak çok sıkıcı! Yaz okulu başlayalı da sadece 2 gün olmasına rağmen, bir aydır okula gidiyor gibiyim. Derslerin yoğunluğundan bahsetmek bile yorucu. Ayrıca burdan bir de dersi alanlara seslenmek istiyorum. Kitabın fotokopisini Kampüs Copy'den alabilirsiniz. Hazır başlamışken buradan Kastamonu'dakilere selam gönderiyorum. Hatta buradan Mikail'e de sesleneyim, ne biçim yaz bu!!! Yaz okulundan kaytarmak için sıcakları bile bahane edemiyoruz. Lütfen işini doğru düzgün yap. Kışın yeterince üşüdük, baharda da üşüdük, sonbaharda da üşüyeceğiz. Buraya bir incici esprisi gelirdi, ama yapmıyorum. Kendimi uluslararası alanda daha fazla rezil etmemeliyim. He evet aklıma gelmişken, buradan Rus okuyucuma da selam gönderiyorum. Bilgiler kısmında mailimi bulabilirsin.
Bütün gelişmelerden bahsetmişken, buraya staj, staj diye ağladığım halde, ilk gelen staj fırsatını teptiğimi, üzerinde 800 TL yazan sözleşmeyi yırttığımı not düşmek istiyorum. Evet, salaklaştım. Beklentilerim boyumu aştı. Düşünün bir de benim boyumu!
Bugünkü programımın da sonuna gelmişken buradan en sevgili, sadık izleyicime (o kendini biliyor (nasıl da birden fazla kişiye seslenerek uyanıklık yapıyorum (ama bunu belirtmek saçma oldu (ama zaten hep saçmalıyorum (en iyisi bu parantezleri kapatmak (hepsini kapatacağım, o kadar matematik görüyorum!))))) de selamlar olsun!
Ama ne yazık ki, çok saçma bir diyetle karşınızdayım. Sabah kalkar kalkmaz, 2 tane meyve yemek zorundayım. Bütün aralarda da meyve yeyince günlük meyve tüketimim zirve noktasına ulaştı. Ara öğün olarak da, ders aralarında leblebi yemek de ayrı bir olay tabii. Ayrıca buradan Aydın Abiye seslenmek istiyorum, neden kantin kapalı? Bir çay içmek için TB'ye koşturmak çok sıkıcı! Yaz okulu başlayalı da sadece 2 gün olmasına rağmen, bir aydır okula gidiyor gibiyim. Derslerin yoğunluğundan bahsetmek bile yorucu. Ayrıca burdan bir de dersi alanlara seslenmek istiyorum. Kitabın fotokopisini Kampüs Copy'den alabilirsiniz. Hazır başlamışken buradan Kastamonu'dakilere selam gönderiyorum. Hatta buradan Mikail'e de sesleneyim, ne biçim yaz bu!!! Yaz okulundan kaytarmak için sıcakları bile bahane edemiyoruz. Lütfen işini doğru düzgün yap. Kışın yeterince üşüdük, baharda da üşüdük, sonbaharda da üşüyeceğiz. Buraya bir incici esprisi gelirdi, ama yapmıyorum. Kendimi uluslararası alanda daha fazla rezil etmemeliyim. He evet aklıma gelmişken, buradan Rus okuyucuma da selam gönderiyorum. Bilgiler kısmında mailimi bulabilirsin.
Bütün gelişmelerden bahsetmişken, buraya staj, staj diye ağladığım halde, ilk gelen staj fırsatını teptiğimi, üzerinde 800 TL yazan sözleşmeyi yırttığımı not düşmek istiyorum. Evet, salaklaştım. Beklentilerim boyumu aştı. Düşünün bir de benim boyumu!
Bugünkü programımın da sonuna gelmişken buradan en sevgili, sadık izleyicime (o kendini biliyor (nasıl da birden fazla kişiye seslenerek uyanıklık yapıyorum (ama bunu belirtmek saçma oldu (ama zaten hep saçmalıyorum (en iyisi bu parantezleri kapatmak (hepsini kapatacağım, o kadar matematik görüyorum!))))) de selamlar olsun!
21 Haziran 2011 Salı
bir boşluk masalı
Blog'umu açanlar otomatik olarak müziğimi dinlemek zorunda kalsa. Beni de anlamak zorunda kalırlar mıydı? Yoksa bu onları sadece soğutur muydu? O kadar çok şarkı var ki, işte bu beni anlatıyor, işte bu hayatımın şarkısı diyeceğim. Ve bir o kadar çok, sade ama etkileyici, tüm müzik anlayışımı doyurucu şarkılar var. Teknik problemlerim nedeniyle şu an paylaşamadım.
Who could call my name without regretting
Who could see beyond this my darkness
And for once save their own prayers
Who could mirror down just a little of their sun
Böyle diyor mesela bir şarkım. Ne yazılabilir ki böyle sözlerin üstüne. Zaten şu içinde bulunduğum "dertsiz" tatil ortamında bütün yazma iştahımı da kaybettim. Boşluktayım. Derin bir boşluk. Sanki bütün hayatım hep böyleydi, bundan sonrası da hep böyle olacak. Bendeki bu gelecek takıntısı fal yüzünden oldu. Aslında fal denemez ona. "Yıldızname" adındaki 150 yıllık bir kitaptan, hocanın senin için bularak okuduğu cümleler. Benden öncekilerin yüzde yüz ikna olduğu ve başka insanların da referansı söz konusu olunca söylediklerinden baya etkilendim. Adam benim için tek bir cümle hariç iyi bir şey söylemedi. Her şeye çok çabuk sinirlendiğimden girdi, öleceğimden çıktı. 24 yaşında öleceğimi söylüyor. Eğer 24ünde ölümden kurtulabilirsem "ziyadesiyle yaşayacak"mışım. Ölümden korktuğumu düşünmezdim. Hala da korktuğum söylenemez. Ama bir kaç insanın merak edeceğini bilmek var. Beni tanıyan yüzlercesinin merak etmeyeceğini, aklına bile gelmeyeceğini umursamıyorum. Tek umursadığım merak edecek olan bir avuç insan.
Çok uzattım yine, çok konuştum. Şu sıradan hayatımda anlatılacak bu kadar çok zırva bulmam iyiye mi işaret kötüye mi bilemedim.
What is wrong
Not with the world but me
Who could call my name without regretting
Who could see beyond this my darkness
And for once save their own prayers
Who could mirror down just a little of their sun
Böyle diyor mesela bir şarkım. Ne yazılabilir ki böyle sözlerin üstüne. Zaten şu içinde bulunduğum "dertsiz" tatil ortamında bütün yazma iştahımı da kaybettim. Boşluktayım. Derin bir boşluk. Sanki bütün hayatım hep böyleydi, bundan sonrası da hep böyle olacak. Bendeki bu gelecek takıntısı fal yüzünden oldu. Aslında fal denemez ona. "Yıldızname" adındaki 150 yıllık bir kitaptan, hocanın senin için bularak okuduğu cümleler. Benden öncekilerin yüzde yüz ikna olduğu ve başka insanların da referansı söz konusu olunca söylediklerinden baya etkilendim. Adam benim için tek bir cümle hariç iyi bir şey söylemedi. Her şeye çok çabuk sinirlendiğimden girdi, öleceğimden çıktı. 24 yaşında öleceğimi söylüyor. Eğer 24ünde ölümden kurtulabilirsem "ziyadesiyle yaşayacak"mışım. Ölümden korktuğumu düşünmezdim. Hala da korktuğum söylenemez. Ama bir kaç insanın merak edeceğini bilmek var. Beni tanıyan yüzlercesinin merak etmeyeceğini, aklına bile gelmeyeceğini umursamıyorum. Tek umursadığım merak edecek olan bir avuç insan.
Çok uzattım yine, çok konuştum. Şu sıradan hayatımda anlatılacak bu kadar çok zırva bulmam iyiye mi işaret kötüye mi bilemedim.
What is wrong
Not with the world but me
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)